4 Eylül 2009 Cuma

Burgos-Madrid

San Sebastianda lanet hava duzelmedi ve ben de madride dogru yola ciktim. Yolda biryerlerden tanidik, beni kendine ceken, ufak, kimsenin pek bilmedigi garip bir ortacag sehri vardi. Lisenin ilk yillarinda kendimi nedense gotik mimari ve katedrallere adamis butun gun bu tip yapilari biraz bakarak biraz uydurarak ciziyordum. Bir sure sonra yaptigim islerin icindeki gariplikleri duzeltmek icin internetten fotograflar planlar aradim. Bir resimden nedense cok etkilendim. Burgos katedrali. Sehri en feci sekilde domine etmis, gotik mimarinin butun ozelliklerini gosteren dev feci bir yapi, korkunc birsey.

ve san sebastian-madrid yolunun ustunde.

yalniz dolasmanin verdigi gazla hic dusunmeden atladim trenden. Bir guzel gezdim. senelerdir resimlerine bakip etkilendigim ilham aldigim yapiyi gordum.

sonraki trenle madride gittim. babamin sevgili dostu diego karsiladi beni.


ertesi gun del pradoya gittim. hakikaten normal degildi. Velazquez nasil bir iluzyon yaratmis olabilir. Las Meninas ne bicim bir resim. Nasil bir gercekcilik anlayisi. Boyle birsey yaratmak icin gercekten cok daha gercekci birsey yaratabilmek gerekiyor.

Ust katta goya ve kraliyet resimleri, altta ise kara resimler. Inanilmaz islerdi. Diger ressamlarin da hakkini yememek lazim Greco, rembrandt vs. Dehset.

Sonra yakinlarda botanik bahcesi bulup orayi gezdim. Bitki materyali dersinden aa alabilmis biri olarak kendimi test ettim. Ogrendigim bitkilerin cogunu da unutmamisim. orada bir siesta cekip eve dondum. Aksam diegolar beni yemege cikardi. Tapas yedik birseyler ictik. Hayat guzel.

Simdi sira itu burokrasisiyle ugrasip kazandigim yatay gecis hakini kullanabilmeye geldi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder