Toledodan Barcelonaya gectim. Sagrada Famillia, Parc Guell, bircok yer gezdim.
Enerjim tukendi. Su anda amsterdamdayim. Iyi bir backpacker oldum, yarin ucagimla icim rahat bir sekilde donuyorum.
11 Eylül 2009 Cuma
5 Eylül 2009 Cumartesi
Madrid-Toledo
Itu burokrasisi ile isim bittikten sonra konsolosluktan cikip(uzun hikaye) del pradonun karsisindaki muzeye girdim. modern sanat hakimdi. en ust katta birkac barok, el greco ve rembrant gibi ressamlarin isleri ve daha assagida empresyonistler, ekspresyonistler, puantistler vardi. epey cesitli ve etkili bir koleksiyondu. En assagida ise minimalist modernistler ve cilgin birkac surrealist vardi. Ilk kez dogru duzgun bir tanguy resmi gordum, hakikaten varmis adamda birseyler. Ilginc bir anektod ise "narin etrafinda ucan arinin yarattigi dusten uyanmadan bir saniye oncesi" isimli dali saheserinin onunde surrealizm anlatan bir ispanyol rehberin(cocuklara) butun grubunu oraya toplamasi ile basladi. Ilk kez boyle bir resim goren ispanyol cocuklar ilgiyle bakiyorlardi. yasli bir kadin ne oldugunu merak etti. rehber gitti ama birkac cocuk orada hala hayran bir sekilde resme bakiyorlardi. Kadin cocuklarin arasina girip boyluboyunca cibildak bir sekilde uzanmis Galayi ve baligin agzindan cikan kaplanin agzindan cikan kaplanin agzindan cikan tufegi gorunce sinirlendi, bagirip icinde puta lafi gecen ispanyolca birseyler soyleyip yere tukurdu. Soka girdim. Sonra da ispanyol cocuklarla gulme krizine. Ama kadin yere degil de resme tukurseydi kadini yasli masli dinlemez doverdim. Kadinin daliden daha siki bir surrelist oldugu bir gercek.
4 Eylül 2009 Cuma
Burgos-Madrid
San Sebastianda lanet hava duzelmedi ve ben de madride dogru yola ciktim. Yolda biryerlerden tanidik, beni kendine ceken, ufak, kimsenin pek bilmedigi garip bir ortacag sehri vardi. Lisenin ilk yillarinda kendimi nedense gotik mimari ve katedrallere adamis butun gun bu tip yapilari biraz bakarak biraz uydurarak ciziyordum. Bir sure sonra yaptigim islerin icindeki gariplikleri duzeltmek icin internetten fotograflar planlar aradim. Bir resimden nedense cok etkilendim. Burgos katedrali. Sehri en feci sekilde domine etmis, gotik mimarinin butun ozelliklerini gosteren dev feci bir yapi, korkunc birsey.
ve san sebastian-madrid yolunun ustunde.
yalniz dolasmanin verdigi gazla hic dusunmeden atladim trenden. Bir guzel gezdim. senelerdir resimlerine bakip etkilendigim ilham aldigim yapiyi gordum.
sonraki trenle madride gittim. babamin sevgili dostu diego karsiladi beni.
ertesi gun del pradoya gittim. hakikaten normal degildi. Velazquez nasil bir iluzyon yaratmis olabilir. Las Meninas ne bicim bir resim. Nasil bir gercekcilik anlayisi. Boyle birsey yaratmak icin gercekten cok daha gercekci birsey yaratabilmek gerekiyor.
Ust katta goya ve kraliyet resimleri, altta ise kara resimler. Inanilmaz islerdi. Diger ressamlarin da hakkini yememek lazim Greco, rembrandt vs. Dehset.
Sonra yakinlarda botanik bahcesi bulup orayi gezdim. Bitki materyali dersinden aa alabilmis biri olarak kendimi test ettim. Ogrendigim bitkilerin cogunu da unutmamisim. orada bir siesta cekip eve dondum. Aksam diegolar beni yemege cikardi. Tapas yedik birseyler ictik. Hayat guzel.
Simdi sira itu burokrasisiyle ugrasip kazandigim yatay gecis hakini kullanabilmeye geldi.
ve san sebastian-madrid yolunun ustunde.
yalniz dolasmanin verdigi gazla hic dusunmeden atladim trenden. Bir guzel gezdim. senelerdir resimlerine bakip etkilendigim ilham aldigim yapiyi gordum.
sonraki trenle madride gittim. babamin sevgili dostu diego karsiladi beni.
ertesi gun del pradoya gittim. hakikaten normal degildi. Velazquez nasil bir iluzyon yaratmis olabilir. Las Meninas ne bicim bir resim. Nasil bir gercekcilik anlayisi. Boyle birsey yaratmak icin gercekten cok daha gercekci birsey yaratabilmek gerekiyor.
Ust katta goya ve kraliyet resimleri, altta ise kara resimler. Inanilmaz islerdi. Diger ressamlarin da hakkini yememek lazim Greco, rembrandt vs. Dehset.
Sonra yakinlarda botanik bahcesi bulup orayi gezdim. Bitki materyali dersinden aa alabilmis biri olarak kendimi test ettim. Ogrendigim bitkilerin cogunu da unutmamisim. orada bir siesta cekip eve dondum. Aksam diegolar beni yemege cikardi. Tapas yedik birseyler ictik. Hayat guzel.
Simdi sira itu burokrasisiyle ugrasip kazandigim yatay gecis hakini kullanabilmeye geldi.
1 Eylül 2009 Salı
Bilbao
San sebastianda havanin afedersinis poh gibi olmasi nedeniyle gunduzu bilbaoda gecirdim. Guggenheim muzesini gezdim. Pek anlatmaya zorlamiyorum kendimi, icinde yasadiginiz deneyimleri gorerek yasamaniz daha dogru olacaktir. Olaganustu bir yapi, ve icindeki isler de oyle.
Biraz sekilci olusu (niye gemiye benzetirsin ki kardesim), zeminden caldigi yeri tamamen kullanmamasi aslinda ortbas edilmis yanlari sanki yapinin. O akiskanlikta ve dinamizmde bir bina yapiyorsaniz herhalde birtakim seylerden fedakarlik etmeniz gerekiyor. ama audioguideda dedigine gore bilbaoda gemi endustrisi varmis ve bina bir cepheden bu yuzden gemiye benziyormus. bu kadar sacmalik ta sadece turistleri eglendirir diye dusunuyorum.
Titanyum yuzey ve celik egri kalaslar ile kullanilan camin detaylarini inceleme firsatim oldu. Bunun disinda binayi icerden ve disaridan deneyimledim. Icerideki isler zaten her biri kendi icinde birer olay.
Picasso, cezanne, tanguy ve chagall gibi muthis ressamlarin isleri vardi. Gerce nicede Chagall muzesini gezip ustune matisse muzesinde matisse ve rodin sergisini gezdim ve pek cok onemli is gordum ama guggenheim cesitlilik konusunda one cikti. Gerce cok baba isler yoktu ama olsun.
Aksam danimarkali iki kiz ve avustralyali bi adamla birseyler icip donduk. bu avustralyalilar acayip geziyorlar. simdi de en tasa gectigimi ogrendim. sevincliyim. cilgincasina.
Biraz sekilci olusu (niye gemiye benzetirsin ki kardesim), zeminden caldigi yeri tamamen kullanmamasi aslinda ortbas edilmis yanlari sanki yapinin. O akiskanlikta ve dinamizmde bir bina yapiyorsaniz herhalde birtakim seylerden fedakarlik etmeniz gerekiyor. ama audioguideda dedigine gore bilbaoda gemi endustrisi varmis ve bina bir cepheden bu yuzden gemiye benziyormus. bu kadar sacmalik ta sadece turistleri eglendirir diye dusunuyorum.
Titanyum yuzey ve celik egri kalaslar ile kullanilan camin detaylarini inceleme firsatim oldu. Bunun disinda binayi icerden ve disaridan deneyimledim. Icerideki isler zaten her biri kendi icinde birer olay.
Picasso, cezanne, tanguy ve chagall gibi muthis ressamlarin isleri vardi. Gerce nicede Chagall muzesini gezip ustune matisse muzesinde matisse ve rodin sergisini gezdim ve pek cok onemli is gordum ama guggenheim cesitlilik konusunda one cikti. Gerce cok baba isler yoktu ama olsun.
Aksam danimarkali iki kiz ve avustralyali bi adamla birseyler icip donduk. bu avustralyalilar acayip geziyorlar. simdi de en tasa gectigimi ogrendim. sevincliyim. cilgincasina.
San Sebastian
Orada bulunan herkesin yolculuk sirasinda onerdigi tek bir yer vardi, istisnasiz. San Sebastian. Barcelonaya gidecek tren gecenin bir yarisi 3 tane degistirerek variyodu. Bende San sebastiana tek seferde giden gece trenine binip buraya geldim. Harika bir yer. Hostel cok tatli ve sevecen davraniyorlar.
Denizi cok guzelmis ama sansa hava yagmurlu. Bende Madrid trenini gec saate aldim ki yarin sabah biraz yuzeyim. Belki onu degistirip Burgosa bir ugrar o katedrali gorurum.
Denizi cok guzelmis ama sansa hava yagmurlu. Bende Madrid trenini gec saate aldim ki yarin sabah biraz yuzeyim. Belki onu degistirip Burgosa bir ugrar o katedrali gorurum.
30 Ağustos 2009 Pazar
Venedik ve nice
Venedige vardim. Uzunca bir sure aradigim hostelimi buldum. Hakkaten uyuz bir resepsiyonu vardi ama takmadim. Cantami birakip butun gun gezdim. Sansa sienada takildigim hongkonglu kizlari gordum, ve yagmur yagmaya basladi. Beraber hostellerimize gittik. Supermarketten saglikli bir salata alip yedim. Yagmur bitince avustralyali oda arkadaslarimla biraz etrafta dolasip birkac barda birseyler ictik. Epey siki adamlardi. Keske onlarla birkac gun daha mi kalsaydim.
Simdi niceteyim. Burasi huzurlu gibi duruyo. Yarin sabaha belki biraz deniz gunes kum yapar ertesi gun barcaya giderim. Yada yarin direk te gidebilirim. Aksama barca maci var onu izleyebilirim. ama bu kadar siki geziden sonra biraz deniz gunes iyi gelebilir. Acelem ne ya sabaha karar veririm.
Nicede matisse muzesi ve chagall muzesini gezdim. en cilgin yol arkadasini burada edindim. 75lik avustralyali bir ogretmen. tek basina geziyormus bu kadin. butun gun beraber dolastik. o anlatmaktan gezmekten yorulmadi, ben dagildim, vedalastik emaillerimizi aldik. avustralyali kayte le kendimize nice sahilinde denize girerek geldik. aksam trene binip san sebastiana gitmeye karar verdim.
Simdi niceteyim. Burasi huzurlu gibi duruyo. Yarin sabaha belki biraz deniz gunes kum yapar ertesi gun barcaya giderim. Yada yarin direk te gidebilirim. Aksama barca maci var onu izleyebilirim. ama bu kadar siki geziden sonra biraz deniz gunes iyi gelebilir. Acelem ne ya sabaha karar veririm.
Nicede matisse muzesi ve chagall muzesini gezdim. en cilgin yol arkadasini burada edindim. 75lik avustralyali bir ogretmen. tek basina geziyormus bu kadin. butun gun beraber dolastik. o anlatmaktan gezmekten yorulmadi, ben dagildim, vedalastik emaillerimizi aldik. avustralyali kayte le kendimize nice sahilinde denize girerek geldik. aksam trene binip san sebastiana gitmeye karar verdim.
28 Ağustos 2009 Cuma
Siena
Trene binip sienaya gittim. Acikcasi cok buyuk bir beklentim yoktu. Sadece biraz eski bir kent bekliyordum. Unesco tarafindan tamaminin korumaya alindigini ogrendim.
Indikten sonra informationdan aldigm garip haritayla gezmeye calistim ama tren istasyonunu bile bulamadim. sinirlerim bozuldu. Biraz ilerleyip belki merkeze ulasirim umuduyla yurumeye basladim. Iki kiz yanima yanasip merkeze nasil gidebileceklerini sordu. Bende oraya gitmeye calistigimi ama yolu bilmedigimi soyledim. Farkli bir haritalari vardi. Oldugumuz yeri orada kolayca bulduk ve beraber gezdik. Hong konglularmis. Ingilizceleri de iyiydi. butun gun beraber sienayi gezdik ve aksam trende donerken muhabbet ederken ayni hostelde kaldigimizi ogrendik. Hostelde beraber bir aksam yemegi yeyip floransadaki o guzel kopruyu onlara gosterdim. Koprude bir adam akustik gitarini amfiye baglamis cok guzel muzik caliyordu. Bir sure onu dinledik.
Farkettim ki bi sehri gercekten kullanirken onu daha cok seviyor ve benimsiyorsunuz. Turist gibi gezerek olmuyor. Tam olarak yasiyamiyorsunuz. Koprusunde nasil istanbulda sahilde oturuyorsaniz okadar rahat oturmalisiniz. Boboli bahcelerinde nasil taskislanin bahcesinde veya buyukadanin arkasindaki kayaliklarda huzuru buluyorsaniz o kadar rahat olmalisiniz. O zaman gercekten o kenti yasamis oluyorsunuz.
Siena ise tamamen korunmasi ile beni soke etti. Butun sehir kahverengi catilari ve tugla binalari ile hala senelerdir nasilsa oyle. Pizzasi ve dondurmasi ucuz ve guzel. Siena yanigi renginin de nereden geldigini katedralin orada yukari cikip sehre baktigimda anladim. Butun sehir siena yanigi tonundaki kahverengi ile kapli. Inanilmazdi. Donerken acaba bu sehirde de bi gece kalinir miydi diye dusunmedim degil ama floransa bambaska bir yer.
Indikten sonra informationdan aldigm garip haritayla gezmeye calistim ama tren istasyonunu bile bulamadim. sinirlerim bozuldu. Biraz ilerleyip belki merkeze ulasirim umuduyla yurumeye basladim. Iki kiz yanima yanasip merkeze nasil gidebileceklerini sordu. Bende oraya gitmeye calistigimi ama yolu bilmedigimi soyledim. Farkli bir haritalari vardi. Oldugumuz yeri orada kolayca bulduk ve beraber gezdik. Hong konglularmis. Ingilizceleri de iyiydi. butun gun beraber sienayi gezdik ve aksam trende donerken muhabbet ederken ayni hostelde kaldigimizi ogrendik. Hostelde beraber bir aksam yemegi yeyip floransadaki o guzel kopruyu onlara gosterdim. Koprude bir adam akustik gitarini amfiye baglamis cok guzel muzik caliyordu. Bir sure onu dinledik.
Farkettim ki bi sehri gercekten kullanirken onu daha cok seviyor ve benimsiyorsunuz. Turist gibi gezerek olmuyor. Tam olarak yasiyamiyorsunuz. Koprusunde nasil istanbulda sahilde oturuyorsaniz okadar rahat oturmalisiniz. Boboli bahcelerinde nasil taskislanin bahcesinde veya buyukadanin arkasindaki kayaliklarda huzuru buluyorsaniz o kadar rahat olmalisiniz. O zaman gercekten o kenti yasamis oluyorsunuz.
Siena ise tamamen korunmasi ile beni soke etti. Butun sehir kahverengi catilari ve tugla binalari ile hala senelerdir nasilsa oyle. Pizzasi ve dondurmasi ucuz ve guzel. Siena yanigi renginin de nereden geldigini katedralin orada yukari cikip sehre baktigimda anladim. Butun sehir siena yanigi tonundaki kahverengi ile kapli. Inanilmazdi. Donerken acaba bu sehirde de bi gece kalinir miydi diye dusunmedim degil ama floransa bambaska bir yer.
27 Ağustos 2009 Perşembe
Floransa
Dun aksam gec bir saatte hostelime geldim. Harika bir yer etrafta heykeller, giriste duvarda ronesansta yapilmis resimleri cizip boyamislar. Odalara cikinca, butun dis duvarlar yazi ve resim dolu, kapilar disinda her yere yazip cizmene izin veriyorlar. cok hos. Tabi odanin ici degil disi.
Her neyse. Geceyi yeni tanistigim amerikan kiz ve japon cocukla geyik yaparak gecirip zibardim. Sabahin korunde kalkip uffiziye gittim. Bunun icin sabah 7.15te kalktim ve 8 de oradaydim. Muze 8.30da aciliyor. 45 dakka sonra iceri girdim. Normalde bekleme suresi 2-3 saat arasi. Inanilmaz bir ronesans koleksiyonuna sahip.
Muze gezilmeye aslinda gec gotik donemden eserleri baslaniyor. Altin ve kirmizi agirlikli ve statik ince uzun irite edici ezici baskili donem. Yavas yavas isin icine perspektif ve renkler giriyor. Daha sonra boticelli gibi ressamlarin resimler ile ronesansin ilk adimlarini goruyorsunuz. Da Vinci, Michelangelo, Rafael derken en sonunda carravagioya kadar geliyor icerideki eserler. Inanilmaz resimler vardi.
Oradan cikip ee simdi ne yapayim dedigimde saat 11di. Birden peyzaj mimarligi tarihi dersinden tanidik bir isimle karsilastim- boboli bahceleri. Derste italyan asigi hocanin ove ove anlattigi yerleri sadece planlarindan biliyordum bir gidip goreyim dedim. 15-20 dakikalik(o da katedralin onunde durdugum icin) hafif bir yuruyusten sonra boboli bahcelerine girdim. Inanilmazdi. orada 3 bucuga kadar vakit gecirdim. Agaclarin golgesinde dinlendim, cesmelerinden kana kana soguk su ictim. Topiari Laurus Nobilislerin arasinda kaybolup citrus auranteumlar arasinda kendimi buldum. Oradan cikinca supermarketten guzel bir salata ve cilek alip adini unuttugum bir piazzada yedim. Ee saat daha 3u biraz geciyo. Hemen ana katedrale gittim, kopruden dondurma aldim yolda yedim bitirdim. Katedralin fotolarini cektim. Sonra sinagog varmis. Oraya da ugradim. Kadin para istedi yok ya dedim ben de yahudiyim vermem. Sonra yavastan doner gibi yapip bir iki meydan ve klise gorup hostela geldim. Venedik tren biletini ayirmaya tren istasyonuna gittim ve sonra da hostele donup venedikteki hosteli ayarladim.
Yarina sienaya gunubirligine gidip oradan geriye donecegim. Burada zibarip sabah 8 bucuk treniyle venedige...
Her neyse. Geceyi yeni tanistigim amerikan kiz ve japon cocukla geyik yaparak gecirip zibardim. Sabahin korunde kalkip uffiziye gittim. Bunun icin sabah 7.15te kalktim ve 8 de oradaydim. Muze 8.30da aciliyor. 45 dakka sonra iceri girdim. Normalde bekleme suresi 2-3 saat arasi. Inanilmaz bir ronesans koleksiyonuna sahip.
Muze gezilmeye aslinda gec gotik donemden eserleri baslaniyor. Altin ve kirmizi agirlikli ve statik ince uzun irite edici ezici baskili donem. Yavas yavas isin icine perspektif ve renkler giriyor. Daha sonra boticelli gibi ressamlarin resimler ile ronesansin ilk adimlarini goruyorsunuz. Da Vinci, Michelangelo, Rafael derken en sonunda carravagioya kadar geliyor icerideki eserler. Inanilmaz resimler vardi.
Oradan cikip ee simdi ne yapayim dedigimde saat 11di. Birden peyzaj mimarligi tarihi dersinden tanidik bir isimle karsilastim- boboli bahceleri. Derste italyan asigi hocanin ove ove anlattigi yerleri sadece planlarindan biliyordum bir gidip goreyim dedim. 15-20 dakikalik(o da katedralin onunde durdugum icin) hafif bir yuruyusten sonra boboli bahcelerine girdim. Inanilmazdi. orada 3 bucuga kadar vakit gecirdim. Agaclarin golgesinde dinlendim, cesmelerinden kana kana soguk su ictim. Topiari Laurus Nobilislerin arasinda kaybolup citrus auranteumlar arasinda kendimi buldum. Oradan cikinca supermarketten guzel bir salata ve cilek alip adini unuttugum bir piazzada yedim. Ee saat daha 3u biraz geciyo. Hemen ana katedrale gittim, kopruden dondurma aldim yolda yedim bitirdim. Katedralin fotolarini cektim. Sonra sinagog varmis. Oraya da ugradim. Kadin para istedi yok ya dedim ben de yahudiyim vermem. Sonra yavastan doner gibi yapip bir iki meydan ve klise gorup hostela geldim. Venedik tren biletini ayirmaya tren istasyonuna gittim ve sonra da hostele donup venedikteki hosteli ayarladim.
Yarina sienaya gunubirligine gidip oradan geriye donecegim. Burada zibarip sabah 8 bucuk treniyle venedige...
26 Ağustos 2009 Çarşamba
Roma
Romadaki ikinci gunum daha da yorucu oldu. Tek basima butun vatikani gezdim. Ustune peyzaj mimarligi tarihi derslerinde isledigimiz meydanlari gordum. Once sabah butun meydani kaplayan kuyrugu asip st pietroya girdim ve en en en en en tepesine ciktim. 500 kusur merdiven var ve bir kismi kubbenin ic yuzeyi ve dis yuzeyi arasinda. Dehset bir tasarim. hatta duvarlar kubbenin egrilesmesi ile egrilesiyor falan. Oradan vatikani izledim. Sonra asagiya inip kilisenin tamamini sok icerisinde gezdim. Devasa kilisede el emegiyle islenmemis nokta yok. Pieta mukemmeldi. Vatikan muzesine gittim sonra. Sistine sapeli, birtakim duvarlar. Eski antik yunan dusunurlerinin arasinda mikelanjin depresif surati, oklidin geometri dersi vermeye calismasi. Zorla sistine sapeli oklarini takip ederken icine sokuldugum(adamlar yolu ole ayarlamis) cagdas sanat muzesinde 3 tane dali resmiyle karsilasip sok olmam. Dalinin yillardir cagdas olmamasi...
Sonra birkac metro istasyonunda inip popolo meydani, kapitol meydani ve hatirlamadigim birkac yeri gezdim.
Hizli trenle romadan floransaya gectim.
Hayat guzel.
Yarina d
Sonra birkac metro istasyonunda inip popolo meydani, kapitol meydani ve hatirlamadigim birkac yeri gezdim.
Hizli trenle romadan floransaya gectim.
Hayat guzel.
Yarina d
25 Ağustos 2009 Salı
Roma
Patrasa gittim, oradan bariye botla gectim. Biraz baride dolasip romaya giden trende eskiz yapma sansim oldu. harika bir yermis bari.
Dun aksam tanistigim malezyali dani ile takildim ve eski romayi dolastik. Yarin da vatikan insallah.
Dun aksam tanistigim malezyali dani ile takildim ve eski romayi dolastik. Yarin da vatikan insallah.
21 Ağustos 2009 Cuma
Atina
Iki tane sahane arkadas buldum. Bir cinli bir de ispanyol. sansa ispanyol olan eleman istanbula gidiyormus kendisine bir adet el cizimi harita verdim. Ustune sultanahmet civarlari ve taksim, neviazade ve tophane tarzi yerleri anlattim. insallah begenir.
cinli olan da londrada felsefe okuyormus. masallah, adamla akropolise gittim adam bir anlatmaya basladi hasta oldum. cok guzel bir gun oldu. yalniz su pide arasi kebab isini yunanlilar beceremiyor. adamlar sis kebaba limon falan atiyor asabimi hafiften bozuyor. neyse. okadar da olsun. hosteldeki adamlar falan cok sicak.
hayat guzel.
cinli olan da londrada felsefe okuyormus. masallah, adamla akropolise gittim adam bir anlatmaya basladi hasta oldum. cok guzel bir gun oldu. yalniz su pide arasi kebab isini yunanlilar beceremiyor. adamlar sis kebaba limon falan atiyor asabimi hafiften bozuyor. neyse. okadar da olsun. hosteldeki adamlar falan cok sicak.
hayat guzel.
Atina
Sabah uzun ama klimali bir yolculuktan sonra atinaya vardim.
Malesef bu hostelde de usb girisi yok ama en azindan windows 98 degil.
Hostel harika klimali odalar var ve insanlar sicak.
Yarina hostelin bir rehberle duzenleyecegi bir tura cikiyorum. Butun agorayi akropolu falan gezecez insallah.
mimarlik tarihi dersini bir de yasayarak ogrenelim
ustelik mimarlik ogrencilerine BELESmis giris. Acaba peyzaji da aliyorlar mi : )
Malesef bu hostelde de usb girisi yok ama en azindan windows 98 degil.
Hostel harika klimali odalar var ve insanlar sicak.
Yarina hostelin bir rehberle duzenleyecegi bir tura cikiyorum. Butun agorayi akropolu falan gezecez insallah.
mimarlik tarihi dersini bir de yasayarak ogrenelim
ustelik mimarlik ogrencilerine BELESmis giris. Acaba peyzaji da aliyorlar mi : )
20 Ağustos 2009 Perşembe
Selanik
Dusundum de, zaten klavyeler falan farkli, bir de ustune ingilizce yazmaya falan kasamayacagim. en azindan bu gunluk.
Tahmin ettigimden biraz daha fazla uzun ama bir okadar da rahat suren bir yolculugun ardindan Selanige geldim. Tren epey keyifliydi ama birkac manyak cingenenin sinirda olay cikarmasi nedeniyle gecikti. Atina treni biletimi de aldim. Otobusle otele gittim.
Otele yerlesip kucuk cantamla sehiri gezdim. Ne guzel yermis. Ammavelakin biraz sicak. Izmire benzedigi dogru. Sicak, baskent olmayan bir liman kenti, ve bayanlar pek hos. Kendime hafif bir sort almak istedim. Otelin yanindaki dukkana girdim. 12 euroya harika bir sort buldum. Yetmezmis gibi kadin bir de indirim yapip 8 euroya verdi. Bayram ettim.
Malesef otelin dandik bilgisayarinda usb girisi olmadigi icin fotograflari yukleyemiyorum. Zaten burada beyaz kule disinda eskiye dair gorulecek pek birsey yok. Yeni yapilasma da bildigin izgara planli sehir. guzel ama.
Tahmin ettigimden biraz daha fazla uzun ama bir okadar da rahat suren bir yolculugun ardindan Selanige geldim. Tren epey keyifliydi ama birkac manyak cingenenin sinirda olay cikarmasi nedeniyle gecikti. Atina treni biletimi de aldim. Otobusle otele gittim.
Otele yerlesip kucuk cantamla sehiri gezdim. Ne guzel yermis. Ammavelakin biraz sicak. Izmire benzedigi dogru. Sicak, baskent olmayan bir liman kenti, ve bayanlar pek hos. Kendime hafif bir sort almak istedim. Otelin yanindaki dukkana girdim. 12 euroya harika bir sort buldum. Yetmezmis gibi kadin bir de indirim yapip 8 euroya verdi. Bayram ettim.
Malesef otelin dandik bilgisayarinda usb girisi olmadigi icin fotograflari yukleyemiyorum. Zaten burada beyaz kule disinda eskiye dair gorulecek pek birsey yok. Yeni yapilasma da bildigin izgara planli sehir. guzel ama.
17 Ağustos 2009 Pazartesi
Why this

I opened this blog in order to communicate with the people who are close to me and tell them about my trip. It's in English because hopefully some people who are not Turkish (such as relatives in other countries and new friends i will hopefully make during my trip) will read this too.
This is my ticket and as you can see(or not, its not so clear) , i am leaving on wednesday,19th.
I will upload photos to this blog as long as I find free internet access. : )
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)